BAĞIŞ YAP GÖNÜLLÜ OL

"MEZARDA YAŞAMAK" BELGESEL GÖSTERİMİ VE SURİYE HAPİSHANELERİNDEKİ HAK İHLALLERİ PANELİ YAPILDI

Mezarda Yaşamak isimli belgeselin Türkiye'deki ilk gösterimi ve Suriye Hapishanelerinde İnsan Hakları İhllaleri paneli, İnsan Hakları ve Adalet Hareketi iHAK ve Suriye hapishanelerindeki hak ihlallerine ışık tutma girişimi olan Save The Rest'in işbirliğiyle, gerçekleştirildi. 1 Eylül 2018 Dünya Barış Gününde, Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen panelde Suriye Hapishanelerinde ağır hak ihlallerine maruz kalan tutsakların durumu ile alakalı bilgi verilirken ileriye dönük olarak ortaya konabilecek imkânlar da değerlendirildi.

Panelin açılış konuşmasını yapan iHAK Başkanı Av. Cihat Gökdemir, "Savaşlarda genellikle çatışan taraflar medyada gösterilir ama asıl savaşı kadınlar ve çocuklar kaybeder." dedi. 

"Savaşlarda genellikle çatışan taraflar medyada gösterilir ama asıl savaşı kadınlar ve çocuklar kaybeder. Oradaki zulüm anlatılmaz." diyen Gökdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dünya artık ses vermeye başladı. Türkiye'deki bir takım kadın aktivistlerin girişimleriyle bir 'Vicdan Konvoyu' organize edilmişti. Dünya bu sayede Suriye cezaevlerindeki kadın mahkumlara ilişkin zulümden haberdar oldu. Suriye'de savaş hala bitmedi. Şehirlerin tamamı neredeyse boşaltılıp son olarak insanların sığındıkları İdlib şehrinin üzerine bir saldırı konuşuluyor. Biz Türk halkı olarak 4 milyona yakın Suriyeliye kucak açtık. Yeniden bir göç dalgası olabilir. Hem insani anlamda vazifelerimizi yerine getirmek hem de kurum olarak Suriye'de yaşanan insan hakları ihlallerine ilişkin konunun takipçisi olacağımızı bildirmek istiyorum."

Hepsini etkileyecek mekanizma olarak emeklerimizi ortaya koymamız lazım

Panelin moderatörlüğünü yürüten İHAK Başkan Yardımcısı Avukat Gülden Sönmez ise 2011'den bu yana yoğunlaşan çatışmalarda kadın, çocuk, yaşlı ve sivillerin de içerisinde bulunduğu yoğun bir gözaltı süreci yaşandığını bildiklerini ifade etti.

Sönmez, panelin amacının gözaltına alınanların özgürlüğünü sağlamak ve bir şeyler yapma isteklerini göstermek olduğunu belirtti. Bugüne kadar sessiz kalmamaya çalıştıklarını söyleyen Sönmez, şöyle devam etti:

"Suriye zindanlarındaki kadınlarla alakalı 8 Mart'ta dünyanın 60 ülkesinden kadınlarla beraber bir otobüs konvoyu organize etmiştik. Bir vicdan hareketi olarak Hatay'dan dünyaya seslendik. Sonrasında da hiç durmadık. 150 ülkede Suriye zindanlarındaki kadınlar haber oldular. Vicdan Konvoyu'nu organize ederken kadınların ve kız çocuklarının durumuyla alakalı yetkililere mektuplar gönderdik. Konvoy bittikten sonra da kadınların ve çocukların bırakılması, sivil savaşın durdurulması için çağrı içeren mektuplar gönderdik. Mektuplarımızı göndermeye ve dikkatlerini çekmeye devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili yapılan çalışmaları da yakından takip etmeye gayret ediyoruz."

Duruma ilişkin daha fazla raporlama ve tespit yapılması gerektiğini vurgulayan Sönmez, eylemselliğin tekrar hatırlanması gerektiğine dikkati çekti. Sönmez şöyle konuştu:

"İnsan hakları sorunları eylem ortaya konmadan, uluslararası mekanizmaların sesinin duyurulacağı olaylar değil. Eylemselliğimizi tekrar hatırlamamız lazım. Eski mahpus kadın ve erkeklerle konuştum, hallerini gördüm. Çok fazla bunu yaşamış insan var ve travma merkezlerinin kurulması lazım. Profesyonel merkezlerimiz olmalı ve gençlerimizin de bu konuda uzmanlaşarak dünyada bu tür mağduriyet yaşayanlara yardım etmesi lazım. Hepsinden önemlisi hiçbir şeyi hiçbir yere havale etmeden, hepsini etkileyecek mekanizma olarak kendi emeklerimizi ve ellerimizi ortaya koymamız lazım."

Ortak insani değerler noktasında iş birliği yapılmalı

Panelde konuşmacı olarak yer alan Uluslararası Hukuk Profesörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal da yaşanan savaşta insan hakları hukuku açısından sayısız ihlal gerçekleştirildiğini belirtti.

Prof. Dr. Topal, Suriye'de
 2011 yılından bu yana gerçekleşen her türlü hak ihlalinin kayda geçirildiğini ve bu ihlallerin sayısındaki artıştan dolayı insan hakları örgütlerinin çalışma yöntemlerini değiştirdiğini aktardı.

Suriye konusunda dünyadaki insan hakları örgütleriyle iş birliği içerisinde olunması gerektiğini söyleyen Topal, "Siz, biz ayrımı yapılmaksızın, bütün insan hakları kuruluşlarıyla, ortak insani değerler noktasında iş birliği yapılarak, suçluların yargı organı önüne çıkarılması ve cezasının sonuçlandırılması konusunda ortak çaba üretmeleri gerekiyor. Türkiye'de bu konuda zaten bir bilinç oluşmuş, herkes yargılanması kanaatinde ama bunun oluşturulacağı yer yabancı kurumlar veya uluslararası toplum." diye konuştu.

Hapishanelerde kadınlar çocuklarından haber alamıyordu

Panelde konuşmacı olarak yer alan eski tutuklu Mona Mohammad ise Suriye hapishanelerindeki kadın ve çocukların durumlarından bahsetti.

Kadınların çocuklarıyla gözaltına alındığını söyleyen Mohammed, "Hapishanelerde kadınlar çocuklarından haber alamıyordu. Hamile ya da çocuklu olmaları da önemsemiyordu, herkes aynı muameleyi görüyordu." diye konuştu.

Suriyeli kadınların hapishaneden çıktıktan sonra toplumun sorgusuyla da karşılaştığını söyleyen Mohammed, kadınların eşinden boşanmak, ailesi tarafından gözardı edilmek ve Suriye'den ayrılmak zorunda kaldığını anlattı.

Mohammed, "Biz çocuklarımızın yeniden tel örgü olmadan gökyüzüne bakabildikleri ve yaşayabildikleri bir dünya hayal ediyoruz." dedi.

Bu işi dünya çapında ses getirecek sevide sivil alanda büyütmek gerek

Siyasi alanda çalıştığı süre boyunca birçok farklı ülkeyle görüşmeler sağlayan ve Suriye’de yaşanan insan haklarına ihlallerine bizzat tanıklık eden Dr. Alptekin Hocaoğlu, bu işi dünya çapında ses getirecek sevide sivil alanda büyütmek gerektiğini ifade etti.

80’li yıllardaki ortamın şimdikinden daha farklı olduğunu belirten Hocaoğlu, “O dönemde Şam’da, Hama ’da,  Halep’te çok sınırlı sayıda başkaldırılar oldu ve rejim başta ‘Müslüman Kardeşler’ olmak üzere muhaliflere karşı çok geniş bir saldırı başlattı. Ben o zaman 14 yaşındaydım. Babam tabipler hareketinin başındaydı. Yaptığı faaliyetler sebebiyle tutuklandı ve beni de baban seni görmek istiyor diyerek alıp istihbarat binasının bodrumunda 6 ay beklettiler. Sonra işbirliği yapmak için serbest bıraktılar. Ben işbirliği yapmayınca tekrar tutuklayarak, bu sefer 1,5 yıl cezaevinde kaldım.” dedi.

Hocaoğlu, “Yanıma yeni tutuklanan birisini getirdiler. Sonradan paraşütçü olduğu ve Yaser Arafat’a korumalık yaptığını öğrendik. Daha önce İsrail hapishanelerinde de tutuklu kaldığını fakat burada iki günde yapılan işkencenin oranın iki ayına bedel olduğunu söyledi. Bu şahıs ertesi gün işkenceden battaniye ile getirdiler ve ölü bir şekilde yanıma bırakıldı.” diye konuştu.

Tutuklandıktan 15 yıl sonra ailemle görüştürüldüm

Suriye zindanlarında 25 yıl hapis yatan ve iki ay süre boyunca kesintisiz olarak işkence gören panelistlerden Türkiye vatandaşı Riyad Avlar, henüz 18 yaşındayken Suriye’ye okumak için gittiğini ve gördüklerini bir yazı halinde yayımlamak isteyince tutuklanarak cezaevine konulduğunu söyledi.

Tutuklandıktan 15 yıl sonra ilk defa ailesiyle görüştürüldüğünü belirten Avlar, şunları söyledi:

“Suriye rejiminin bu kadar istihbaratçı bir rejim olduğunu bilmiyordum. O zamanlar yeni evlenmiştim. Eşimle beraber bizi cezaevine attılar. Yazdığım notlara el koydular ve beni Türkiye adına çalışan biri olarak biliyorlarmış fakat ben neden tutuklandığımı bilmiyordum. Gözümün önünde eşime işkence ediyorlardı. Fiziki yapılan işkenceye insan tahammül edebilir ancak psikolojik işkence çok daha kötü. Eşimin tutuklanması için hiçbir gerekçe yoktu. Zavallı kadına işkence yapılıyordu. Tek hücrede kaldığım için tam olarak ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordum. Ama 1 yıl kadar sonra olsa gerek eşimin açlık grevine başladığını söylemek için hücreme geldiler. Çok şaşırdım çünkü onun çoktan serbest bırakıldığını düşünüyordum. Ben neden böyle bir yola başvurduğunu sordum. O da ‘ölmek bazen yaşamaktan daha iyidir’ dedi. Kırk gün olmuştu açlık grevine başlayalı, çok zayıflamıştı” ifadelerine yer verdi.

Panelde, Save The Rest grubu tarafından hazırlanan "Mezarda Yaşamak" adlı belgeselin de ilk gösterimi yapıldı.

Kaynak: AA, İLKHA

Sosyal Ağlarda Paylaş

© 2017 İHAK Tüm Hakları Saklıdır.