BAĞIŞ YAP GÖNÜLLÜ OL

DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ TOPLAMA KAMPLARI KAPATILSIN!

DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ TOPLAMA KAMPLARI KAPATILSIN!

 

Çin'in Doğu Türkistan'da uyguladığı zulümler ve toplama kampları binlerce kişi tarafından protesto edildi.

Çin’in Doğu Türkistan’da açmış olduğu toplama kamplarındaki zulmü protesto etmek için birçok STK öncülüğünde binlerce kişi 6 Kasım 2018 Salı günü öğle namazı sonrası Fatih Camii avlusunda toplandı. Toplanan kalabalık ellerinde Çin’i protesto eden döviz ve pankartlarla Fevzipaşa Caddesi’nden Saraçhane parkına kadar uzun bir kortej oluşturdu ve sloganlar eşliğinde parka kadar yürüdü.

Parkta toplanan kalabalık Çin hükümetinin uyguladığı zulmü protesto eden sloganlar attı. Program çeşitli STK temsilcilerinin konuşmaları ile devam etti. Saraçhane Parkı’nda toplanan kalabalığa ilk olarak İnsan hakları ve Adalet Hareketi (iHAK) Başkanı Av. Cihat Gökdemir hitap etti.

Konuşmasında Çin’in zulümlerinin artarak sürdüğünü dile getiren Gökdemir "Çok uzak bir coğrafyada ama kalbimize, zihnimize çok yakın bir coğrafyadaki zulümler için toplandık. On yıllardır gönlümüzü yakan Doğu Türkistan için toplandık. 1949’da başlayan Çin zulmü ve işgali, Doğu Türkistan’da her geçen gün artarak devam ediyor.  Nesillerimizi bozdu, canımıza malımıza kast etti, bunlar yetmezmiş gibi son yıllarda Hitlerin Nazi kamplarını andıran toplama kamplarında milyonlarca Doğu Türkistanlının zihinlerini iğdiş ediyor, işkence ediyor. Biz bugün burada bu zulmü dünyaya duyurmak için haykırıyoruz.

Neden hafta içi toplandığımızı soranlar var. Belki hafta sonu kalabalık olabilirdik ama bugün Cenevre’de BM İnsan Hakları Komisyonu'nda, Çin'in 10 diplomatı Çin’de yaşanan insan hakları ile ilgili bir oturum yapıyorlar. Ben buradan İslam dünyasındaki diplomatlara sesleniyorum. Siz neredesiniz? Bugün Cenevre’de insan hakları komisyonunda hesap veren Çinli diplomatların önünde neden yoksunuz? Niçin hesabımızı sormuyorsunuz?

Çin emperyalizmi, dünyanın gözünün içine baka baka insanların canlarına, mallarına, namuslarına kastediyor. Bu sene Türkiye ve Çin arasında kültürel barış antlaşması var. Maalesef ülkemizde kültür ve barış yılı ilan edildi. Biz ülkeler arasındaki siyaset ve diplomasinin nasıl yürüdüğünü bilemiyor olabiliriz ama oradaki toplama kamplarındaki canlarımızın, akrabalarımızın ne durumda olduğunu biliyoruz. Onlar o durumdayken kültür ve barış yılının ilan edilmesini kabul edemiyoruz. Diğer ülkelere göre Doğu Türkistan’da yaşanan zulme tepki gösteren bir ülkemiz var. Ancak Çin'in bu büyüklüğü karşısında son zamanlarda bizim de sesimiz çıkmaz oldu. Maalesef medyamız, siyasi partilerimiz, STK’larımız sessiz. Son dönemlerde Batının, Çin ile aralarının bozulmasından dolayı sesi çıkmaya başladı. Biz on yıllardır ses çıkarıyoruz ama Türkiye’de bir kısım medya bize “Amerika Çin’e karşı çıktı siz de karşı çıkmaya başladınız. Yoksa Amerika’nın güdümüne mi girdiniz” diyor. Eğer sen onlarca yıldır bizi takip etmiyorsan bize ne! Türkiye halkı 60 yıldır Doğu Türkistan’a sahip çıkıyor. Batı ses çıkarsa da çıkarmasa da Türkiye halkı Doğu Türkistan’a sahip çıkmaya devam edecek. Toplama kampları kapatılıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz!"

 

5 Temmuz 2009 da yaşanan Urumçi katliamından bu yana geçen zamana rağmen zulmün durmadığını ve daha da şiddetlendiğini söyleyen MAZLUMDER Genel Başkanı Ramazan Beyhan, yüzbinlerce insanın aşırılık bahanesiyle kamplara toplandığını ve işkencelere maruz kaldığını ifade etti.

Beyhan "Uygur Müslümanlara ayrımcılık yapılmakta, temel insan haklarından mahrum bırakılmaktalar. Uygur Türklerine karşı ret, inkâr ve asimilasyon ile adeta etnik imha politikaları izlenmektedir. Ulusalcı Türkiye Cumhuriyeti maalesef Müslümanlara ve akraba olan topluluklara karşı ilgisiz kalmış ve kabuğuna çekilmiştir. 15 yıldır iktidarda bulunan AK Parti yetkililerinin sık sık dile getirdikleri “Gönül coğrafyamız” vurgusu artık söylem olmaktan çıkmalı ve daha etkin adımlara dönüşmelidir."

 

Yapmış olduğu konuşmada Çin’in iadesini istediği Doğu Türkistanlılardan bahseden ÖZGÜRDER Genel Başkan Yardımcısı Kenan Alpay şu ifadelerle devam etti:

"Siyasi tarihe ilişkin akademik değerlendirmeleri okuduğumuzda, genellikle 1989 yılında Berlin’de demir perdenin yıkıldığına ilişkin bir değerlendirme okuruz. Bu değerlendirme doğru gibi gözükse de özellikle Çin Devleti'nin Doğu Türkistan’da uygulamış olduğu despotik uygulamaları, asimilasyon politikalarını göz önünde bulundurduğunuzda demir perdenin esasen doğu Türkistan’da tahkim edildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.  Toplama kamplarının Nazi döneminde Yahudi toplumuna karşı uygulanan faşist bir uygulama olduğunu fakat bunun geride kaldığı söylenir ama gelin görün ki Doğu Türkistan’da Çin Devleti, milyonları aşan insanı toplama kaplarında toplayarak akla hayale gelmeyen, insanlığa sığmayan uygulama ve işkencelere maruz bırakmaktadır. Maalesef Türkiye’de Çin'in Doğu Türkistan’a karşı uygulanan zulmü savunan ahlaksız troller var. Bunlar diyorlar ki ne zaman Çin ile ilişkilerimiz iyi olsa Doğu Türkistan davası gündeme getiriliyor. Ey utanmazlar, ey ahlaksızlar, gelin buraya bakın. Buradaki insanların akrabalarıyla, aileleriyle, kardeşleriyle yıllardır ilişkisi kesilmiş, bu insanlar akrabalarının akıbetlerinden haber dahi alamıyorlar, siz hangi provokasyondan bahsediyorsunuz?  Türkiye her ne sebep olursa olsun Çin'in kendisinin teslim etmelerini istediği ve terörist olarak gördüğü insanları Çin'e iade etmemelidir."

 

Bu tür gösterileri sözün bittiği yer olarak tanımlayan HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Erdal Elibüyük sözlerine şu ifadelerle devam etti:

"Biz ne söylersek söyleyelim sözler kifayetsiz, tepkiler yetersiz kalır. Bizler Hazreti İbrahim’in ateşe atıldığı zaman ağzında su taşıyan kuş misali safımızı belli ediyoruz.  Zaman zaman gerek Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin evlerine misafir olarak gerek kanaat önderini, derneklerini ziyaret ederek yaşananlardan haberdar oluyoruz.  Maalesef Doğu Türkistan uzun zamandır unuttuğumuz bir yer. Bizler hem halk hem hükümet hem de siyasi partiler nezdinde tepkilerimizi ortaya koymalıyız. Bugün meclis kürsülerinden grup konuşmalarından Türklüğü kimseye bırakmayan, esip gürleyen, iç politikalara bunu alet edenlere diyoruz ki çıkın Çin'e de bir şey söyleyin, çıkın oradaki soydaşlarımıza sahip çıkmak adına bir iki cümle söyleyin. İç politikada ırksal anlamda olan söylemlerinizde samimiyseniz bunu dış politikada uygulayın. Kardeşlerimize sahip çıkan açıklamalar yapın. Maalesef toplum olarak duyarsızız ve ciddi bir tepki gösterilmiyor. Medyada sanki hiçbir şey yaşanmıyormuş gibi kör ve sağırları oynuyor. Doğu Türkistan’da yaşanan zulüm Gazze’de, Kudüs’te yaşanan zulmün ötesine geçmiştir."

 

Konuşmasıyla tüm kalabalığa duygulu anlar yaşatan Doğu Türkistan Maarif Derneği Genel Sekreteri Abdulahad Abdurrahman’ın hitabı şu şekilde oldu:

"Ben size burada Doğu Türkistan halkından selam getirmek isterdim ama getiremedim. Onlardan sizlere, Ey Türkiye! Ey Müslümanlar neredesiniz! Ben ölüyorum, katlediliyorum diyen nidalarını getirdim. Çin Doğu Türkistan’ı işgal ettiğinde yurdumuz işgal edildi, ismi değiştirildi diye nida ettik ama kimsenin sesi çıkmadı. Sonrasında âlimlerimiz katledildi, gençlerimiz hapse atıldı, kültürümüz yok edildi, dediğimizde kimsenin sesi çıkmadı. Medreselerimiz, camilerimiz yıkıldı, insanlarımız dinsizliğe sevk edildi dedik, kimsenin sesi çıkmadı. Kılık kıyafet uygulaması yapıldı, başörtüsü yasaklandı kimsenin sesi çıkmadı. Kadınlarımız zorla kürtaj edildi, bebeklerimiz çöplere atıldı ama kimsenin sesi çıkmadı. Türkiye’de yüzlerce konferans vererek Doğu Türkistan davasını anlatmaya çalıştık. Doğu Türkistan kan ağlıyor dedik ama şimdi kan ağlamıyor ölüyor. Durum böyleyken iman sahibi, vicdan sahibi olanlar buna hiçbir şey demeyecek mi? Nerede sizin imanınız, nerede vicdanınız? Ben iman ve vicdan sahibi olanlara seslenerek bu davaya sahip çıkmalarını istiyorum Türkiye’nin de ekonomik çıkarlarını düşünerek bu davaya göz yummamasını istiyorum. Buradan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Siz her zaman mazlumların yanında olduğunuzu söylediniz, biz size inanıyoruz. Ne olur, dik durun ve Çin'in ekonomisine boyun eğmeyin!"

 


İHAK’ın Basın Açıklaması:

 6 Kasım 2018

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi (iHAK), BM İnsan Hakları İnsan Hakları Konseyi’nin 6 Kasım’da  Cenevre’de Çin Hükümetiyle Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlallerine dair yapacağı oturumda dikkate alınmasını istediği konulara ilişkin aşağıdaki basın açıklamasını yapmıştır.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ TOPLAMA KAMPLARI KAPATILSIN!

Çin, 1949 senesinden bu yana işgâli altında tuttuğu Doğu Türkistan’da zulmünü her geçen gün artırarak devam ediyor. Can, mal, nesil, akıl, namus, inanç, eğitim, vb. her alanda onlarca senedir devam eden baskı ve zulmün yanına, ‘toplama kampları’ adıyla bir yenisi daha eklendi.

BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi CERD, Ağustos 2018’de “Doğu Türkistan’da aşırıcılıkla mücadele adı altında kitlesel tutuklamalar olduğunu” açıklamıştır. Uluslararası Af Örgütü rakamlarına göre “Eylül 2018 itibariyle 1milyondan fazla kişi toplama kamplarında alıkonulmaktadır.” On binlerce insan, yakınlarından haber alamadıkları gerekçesiyle insan hakları örgütlerine başvurmaktadır.

Herhangi bir yargılama yapılmaksızın ve hukuki karar olmaksızın bu toplama kamplarında alıkonulan insanlara fiziki ve psikolojik işkenceler yapılmaktadır. Sözde “yeniden eğitim merkezi” olarak tanımlanan bu kamplarda yetersiz beslenme ve çok geniş çapta sistematik işkenceler yapıldığına dair deliller BM başta olmak üzere uluslararası kuruluşların elinde mevcuttur. Kamplarda ayrıca yaşlı, çocuk, engelli ve hamile kadınların olduğu rapor edilmektedir.

Son iki yılda bölge genelindeki Uygur ve Kazak etnik gruplarından DNA toplanması, yoğun izleme faaliyetleri, yurtdışına yönelik ticari faaliyetleri olan kişilerin gözaltına alınması, aralarında Türkiye’nin de olduğu 26 ülkedeki Uygurlarla iletişim kuran herkesin suçlu kabul edilmesi, yurtdışındaki Uygurların ailelerine baskı yapılarak ülkeye dönmelerinin istenmesi, gözaltına alınan insanlardan haber alınamaması ve bölge genelinde parçalanan aileler Doğu Türkistan’da ihlallerin sistematik hale geldiğini göstermektedir.

BM İnsan Hakları İnsan Hakları Konseyi açıklamayı yaptığımız bu saatte Cenevre’deki merkezinde Çin Hükümetiyle karşılıklı olarak Çin’deki insan hakları ihlallerini değerlendireceği bir oturum yapmaktadır. Bu vesileyle yaşanan ihlaller uluslararası toplumun gündemine bir kere daha gelirken Çin Hükümetine ve uluslararası topluma soruyoruz; “bu insanlar nerede?”

 

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi olarak;

1. Çin Halk Cumhuriyeti ve Çin Komünist Partisinin, Doğu Türkistan’daki Uygur, Kazak, Kırgız vb. müslüman etnik guruplara karşı etnik ve dini ayrımcılık temelli politikalarına son vermesi,

2. Çin Halk Cumhuriyeti’nin bu toplama kamplarında tutulan kişilere ve ailelerine dair gerçek rakamları ve isimleri açıklaması, kamplarda uluslararası kurum ve kuruluşların gözlem yapmasına fırsat tanıması,

3. BM İnsan Hakları Konseyi ve diğer uluslararası kuruluşların, Çin’in devam eden bu ihlallerine karşı etkili adım atmaları,

4. Doğu Türkistan’da yaşanan kitlesel ihlallerle ilgili uluslararası bağımsız araştırma komisyonu kurulması,

5. Çin ile ekonomik ilişkileri güçlü olan bölge ülkelerinin ve Türkiye’nin, ihlallerin önlenmesine dair Çin Halk Cumhuriyeti nezdindeki baskıları arttırmaları çağrısında bulunuyoruz.

 

iHAK

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi

 

 

 

 

 

Sosyal Ağlarda Paylaş

© 2017 İHAK Tüm Hakları Saklıdır.